Posts filed under 'Uncategorized'

Şimdi Haberler

İnternette takip ettiğim birkaç gazete ve haber sitesi var. Bence haberlerin en önemli kısmı altlarındaki yorumlar. Çoğu zaman haberi değil de yorumu okumak için açıyorum. Yorumlar deneysel gözlemler gibi bence. İnsanoğlunu anlamanın kolay yanı. Ne hakkında ne düşünüyorlar direk sonuç. Sosyal olguları anlamaya çalışan, yeterince görüp geçirmemiş vatandaşlar için bulunmaz fırsat.

Pekçok saçma haber gördüm. Yorumların ise büyük kısmı saçma, aklı başında iki cümle yazan zor bulunuyor. Yani haber sitelerinin de flickr’dan pek farkı yok :) Az önce dikkatimi çeken şey şu haber altındaydı;

‘Büyükbabanızı yediğimiz için çok üzgünüz’,

Erromango Adası’nda yaşayan yerliler aradan 170 yıl geçmiş olsa da yedikleri misyonerin ailesinin 17 üyesinden özür diledi…

Haber nitelğini tartışmayacağım tabii ki. Benim dikkatimi çeken yorum ise;

” Gerçeği görmek lazım: tek bir kişi için bile, özür dilenirken, biz burada 90 yıldır aynı yalanı savunuyoruz hem de 1,5milyon can için. demek ki neymiş yamyamlar kadar bile uygar olamıyormuşuz.”

Bence tekrar düşünmek lazım. Herkes birşeylerin yanlış olduğunu biliyor ama bu yanlışa uyduğunu görmezden geliyor. Bu ‘boş’ insanları devletimiz kendi eli ile yetiştiriyor ve insanlar vergileri ile bu eğitim sistemini destekliyor. Eğitim bu ise ben vergi kaçıracağım!

İşin tek yolu okuyabilmek, anlayabilmektir. Başkalarının okuyup anlatması değildir. Eğitim sistemi iyileştirilmemelidir, değiştirilmelidir…

Add comment December 8, 2009

İnsanları Motive Edemiyorsanız…

Bölüm insanları arasında uzun zamandır konuşulan fakat bir şekilde kimsenin ses çıkarmadığı, kimsenin bildiğini göstermediği bir konu üzerine yazmak istiyorum. Bugün bir öğretmen adayı olarak yetiştirildiğim güzel bölümüm, ODTÜ – Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü, hakkında yazacağım.

Bölüm ve içindeki çağdaş eğitimciler hakkında yazabileceğim onlarca hikaye var. Açıkçası bunları yazarsam, hem yazının seviyesi düşer hem de ders sırasında yaşananları ifşa ettiğim için okuldan atılma ihtimalim doğar. İnsanların konuşma ve anlama bozukluklarından ziyade eğitim anlayışlarındaki hastalık ve sahtecilik hakkında konuşacağım. (more…)

2 comments November 3, 2009

Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne…

Artık kendini kaldıramaz hale gelen bilgisayarıma format attım. İnternetten anti-virüs programı indirirken bir yandan da youtube’dan videolara bakıp vakit geçireyim demiştim. Fakat youtube yazıp ctrl+enter’a bastıktan sonra farkettim ki erişim mahkeme kararı ile hala engelli. DNS ayarlarım sayesinde farkedememişim Türkiye’de yaşadığımı.

DNS ayarlarımı değiştirip yeniden internete bağlanacak olsam indireceğim dosyaya yeniden başlamam gerekecek, bu zamanı değerlendireyim derken bilmeyenlere bu yasaklardan nasıl kurtulacağımızı anlatmak istedim. Üşenmedim, yabancısı için bazı ekran görüntülerini paint’te kesip biçip yazıya ekledim. Bu dersimizde “youtube’a yasaları atlatarak nasıl erişiriz”i göreceğiz. Tübitak’a kapak olan gösterilerden sonra, bu yazıyı da gönlümden Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne atfediyorum. (more…)

1 comment July 27, 2009

Bir Sonraki Maraton İçin Kendime Tavsiyeler

4-5 Temmuz 2009’da Bolu’da DASK (Doğa Araştırmaları, Sporları ve Kurtarma Derneği) tarafından düzenlenen Dağ Maratonu’nda müthiş bir hafta sonu geçirdim. Macera severlerin ‘challenge’ dedikleri, meydan okumaya bizzat şahit oldum. “No pain, no gain” diyerek tırmandığımız dağlar, kat ettiğimiz yolar şimdi tatlı bir anı iken bir dahaki Dağ Maraton’u için kendime ve blog aracılığı ile diğer macera severlere bazı notlar aktarmak istiyorum. Yarışmanın zevki, insan üzerinde bıraktığı etkileri ve bu kültürü paylaşan insanlar ile geçirilmiş günlerin tadını başka bir yazı konusu olarak erteleyerek yarışmaya katılacaklar için ufak tavsiyelerde bulunacağım. Yarışa ilk kez katılmama rağmen tecrübeli ortağımdan aldığım tavsiyeler ve yardımlar sayesinde alnımın akı ile işin içinden çıkabildim. Yarışma adına tek tecrübem orta mesafeli parkur olduğu için yazdıklarımı bu mesafe adına değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Her şeyden önce unutmamak gerekir ki bu yarış dayanıklılık üzerine kurulu. Yarıştan önce antrenman programınızı bu yönde ele almak daha verimli olacaktır. Tabii fiziksel antrenmanın yanında kafa olarak da kendinizi (more…)

Add comment July 17, 2009

Süt Uyku da Kaçırır!

İki gecedir, 1 lt süt içiyorum. Fitness için kalsiyum gerekiyormuş öğrendim ve suyunu çıkardım işin. Normalde bir kaşık yoğurt veya bir bardak süt ile camış gibi uyuyabilen ben iki gecedir uyku halinden pek bir uzağım. Bu gece de uyuyamadım kalktım internetten biraz araştırma yaptım. Kalsiyumun fazlası uykuyu kaçırabiliyormuş. Her ne kadar süt ile laktik asit alsa da vücud bu sebepten dolayı uykuyu da kaçırabiliyormuş. Sınav zamanları içtiğim çok kahveden farkı yok. Gözlerim kapanmak istiyor ama bir şekilde açık kalıyorlar, bilmediğim bir sebepten dolayı. Final zamanı bir de sütü deneyeceğim…

Yalnız ertesi güne çok pis uyku yapıyor melet aklınıza olsun. 12 saat uyudum gene kendime gelemedim, üstüne bütün gün de uykum vardı. Kalsiyumcuklarımız o saatlerde işlerini bitirmiş uyumak istiyorlar. Derslerde kafam hep öne düştü, bazen öyle de kaldı..

Bütün suç sütte de değil gerçi. Bu gece uyutmayan yalnızca o değil…

Add comment April 3, 2008

Mutlu Ol. Bu Bir Emirdir!

Yasaklar ve otoriteye karşı tatlı sert, alaycı bir Sinan Çetin kısa filmi. Film 1934 yılında geçen bir hikayeyi anlatıyor. Esas konu ise o yıllarda dönem hükümetin radyolarda Türk müziğinini yasaklaması. Yerine ise Avrupa müziklerini zorlaması.  Pek çoğumuzun masum bir yasa sandığı şapka kanunu gibi Avrupa’dan gelen modern ve aydın yaşam tarzı ya da bilmediğimiz başka bir şey…  Özellikle filmde geçen “-Sazla batı oluğ mu lan?” bana “başörtüsü ile laiklik olur mu?”yu hatırlattı. Film bir kez daha göstermiş ki insanların kültürüne ve yaşam tarzına karışan devlet gerçekten tuhaf durumlara düşüyor, eziliyor, küçülüyor…

Add comment March 29, 2008

Geyik

Bugün can sıkıntısından google’da kendi adımı arattım. Bir sonuç çok ilgimi çekti. Flickr fotoğraflarını taglara göre listelemisler… İyi bir gülesim geldi…

http://www.superstarclip.com/tag/geyik

Add comment October 20, 2007

Bilal’in Anlamı

Dün istatistiklere bakarken “bilalin anlamı” aramasından bir ziyaretçinin geldiğini gördüm. İnternette ben de aradım fakat bulamadım. Tabii ki ben öğreneli birkaç sene olmuştu. Bilal’in anlamı su gibi akıcı demek.

2 comments August 17, 2007

Proficiency Geliyor…

Geçen sene “şu öss belasından kurtulayım üniversitede rahat olurum” diyordum. Fakat bu sene de prof belasıyla uğraşıyorum. 15 Haziran’da profun ilk aşaması var, 20’sinde de ikinci. Tabi ki ondan önce bir denememiz var, yarın. Geçmiş senelerin bir sınavı sınav ortamıyla beraber bize verilecek. Korkmamak elde değil! İnsan yusuf yusuf oluyor desek bu deyimi kullanabileceğimiz en iyi yerde kullanmış oluruz. Valizi toplu tutup yaz okuluna hazır olmak lazım… Gene eski stres, gene eski günlerdeki gibi zor zamanlar… Bitsin şu okuma faslı…

1 comment May 31, 2007

Özgün İçerik

“…Özgün içerik yaratabilmek için zihninizin özgür olması gerekir. Bir cuma akşamı herkes aleme akarken akşam 21:00′de yatıp uyuyabilmek özgür bir zihnin işidir. Herkes Bodrum, Çeşme diye sayıklarken beş yıl sonra sayıklanmaya başlayacak yerleri keşfetmek, tatilleri oralarda değerlendirmek özgür zihinlerin işidir.Birşeyi herkes yazdığı için yazmak zorunda kalmak özgür zihinlerin işi değildir. Çıplak bir kral görünce “kral çıplak!” demek özgür zihinlerin işidir.”

Özgün İçerik Nasıl Hazırlanır? başlıklı bir yazı okudum. Başlığı ilk gördüğüm anda akılmdan geçen “peki bu özgün içerik mi? içerik bu kadar konuşulurken özgünlüğü hakkında oturup yazı yazmak!” idi. Okudukça aslında tartışmaya, eleştirmeye ihtiyaç olduğunu anladım. Okudukça hak verdim. Aniden MSN Space’lere yazılan ağlak yazılar aklıma geldi. Akabinde ve deyında bunun da yazıda geçtiğini gördüm.

Yazıyı bitirdiğimde Şebnem Ferah’ı neden çok sevdiğim halde dinlemek istemediğimi anladım. Rock müzik dinleyip de onlar gibi giyinmediğimi de… Hürriyet ve Milliyet’i neden okumadığımı, Cumhuriyet’ten neden nefret ettiğimi. Zamanında neden fotbol değilde basketbol oynamaya başladığımı, sigaranın elde duruşundan neden tiksindiğimi, neden otostopla Karadeniz tatili yapmak istediğimi fark ettim. Çünkü özgün içerik bir hayat tarzıydı, bir duruştu ve fark edildiğinde insana haz veriyordu…

Yazının sahibi O. S. Börütecene. Yazının tamamı için…

Add comment February 27, 2007

What is love dance?

“Hadi Jim Carrey yapalım” nerden geliyor öğrenmiş oldum.

What-is-love-dance
Uploaded by Bessie

Add comment February 19, 2007

Previous Posts


Calendar

December 2009
M T W T F S S
« Nov    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Posts by Month

Posts by Category