Bir Sonraki Maraton İçin Kendime Tavsiyeler
July 17, 2009
4-5 Temmuz 2009’da Bolu’da DASK (Doğa Araştırmaları, Sporları ve Kurtarma Derneği) tarafından düzenlenen Dağ Maratonu’nda müthiş bir hafta sonu geçirdim. Macera severlerin ‘challenge’ dedikleri, meydan okumaya bizzat şahit oldum. “No pain, no gain” diyerek tırmandığımız dağlar, kat ettiğimiz yolar şimdi tatlı bir anı iken bir dahaki Dağ Maraton’u için kendime ve blog aracılığı ile diğer macera severlere bazı notlar aktarmak istiyorum. Yarışmanın zevki, insan üzerinde bıraktığı etkileri ve bu kültürü paylaşan insanlar ile geçirilmiş günlerin tadını başka bir yazı konusu olarak erteleyerek yarışmaya katılacaklar için ufak tavsiyelerde bulunacağım. Yarışa ilk kez katılmama rağmen tecrübeli ortağımdan aldığım tavsiyeler ve yardımlar sayesinde alnımın akı ile işin içinden çıkabildim. Yarışma adına tek tecrübem orta mesafeli parkur olduğu için yazdıklarımı bu mesafe adına değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Her şeyden önce unutmamak gerekir ki bu yarış dayanıklılık üzerine kurulu. Yarıştan önce antrenman programınızı bu yönde ele almak daha verimli olacaktır. Tabii fiziksel antrenmanın yanında kafa olarak da kendinizi çekeceğiniz eziyete ve zorluklara hazırlamanız gerekecek ki tavşan deliğine düşen masal kahramanı gibi hissetmeyin. Kendi antrenman programımı söyleyecek olursam son üç hafta iki kısımdan oluşan bir antrenman seyri takip ettim. İlk gün 8 ile 10 bin metre arası çok hızlı olmayan koşu üstüne çok hızlı olmamak sureti ile yaklaşık 200 metre merdiven antrenmanı yaptım. (Sahil yolunda koştuğum için yokuş eksiğini merdiven antrenmanı ile kapatmak istedim.) İkinci kısımda ise imkanlar dahilinde üst gövde için ağırlık ve mekik gibi temel hareketler yaptım. Yarıştan birkaç gün önce ise antrenmanları sonlandırıp dinlendim.
Kafa olarak hazırlanmaktan bahsedecek olursak, sene içinde antrenman koşularında özellikle yokuşlarda çocuk gibi mızmızlanırken yarış öncesi yaptığım antrenmanlarda disiplinli olmaya özen gösterdim. Antrenman öncesinde belirlediğim hedefi bir adım bile eksik olmadan koştum ve mutlaka merdiven antrenmanı yaptım. Çok zorlandığım anlarda yarışma sırasında tırmanacağım dağları ve o zaman çekebileceğim güçlükleri düşündüm. Aslında yarış öncesi fark ettiğim şeylerden biri de spor yaparken kazanmak adına değil de zevk almak adına çaba göstermek gerektiğiydi. Hazırlık aşamalarında yarışa zevk için gideceğimi düşündüm ve yarış boyunca bunu kendime hatırlattım. Fark ettim ki bu sayede işler daha kolay yürüyor.
Yarış süresince kullanılacak malzemeler ise teknik ve beni aşan konular. Çadır, uyku tulumu, çanta gibi şeyleri daha tecrübeli insanlara danışmak gerektiği görüşündeyim. Ben partnerimin malzemelerini kullandığım için şanslıydım. Bu tür malzemeler pahalı ve her zaman bulunamayan şeyler olduğu için eksik olanları çok önce tamamlamaya başlamak gerekir diye düşünüyorum. Biz de bunların planlamasını birkaç ay önceden yapmıştık.
Malzemeler toplamda ne kadar hafif olursa zorluk derecesi de bir o kadar azalacaktır. Tayt, hafif üst ve hafif kumaştan üretilmiş basit polarlar yarış bence ideal kıyafetler. Çok önemli konulardan biri de ayakkabı. Ayakkabının da mümkün mertebe hafifi ve tabanı dişli olanı tercih edilmeli. Derin dişleri olmayan ayakkabılar ile yokuşları hızlı inerken ayakta kalmak büyük beceri. Ben çok hafif ve rahat bir ayakkabı kullandım (Adidas Superstar) fakat derin dişleri olmadığı için çok zorlandım. Toprağın nemli olduğu yerlerde pek çok defa düştüm. Yarışta kullanmayı düşündüğünüz ayakkabıların alternatifi varsa uzun bir yürüyüş ile test etmenizi tavsiye ederim. Ayaklarınız su toplar ise yarış tam bir eziyet olur.
Yarış esnasında her an yağmur yağabileceği için bunun için bir dizi önlem almak yararınıza olacaktır. Çantalarınız için mutlaka yağmur koruyucunuz olsun. Yağmur koruyucuyu kullandıktan sonra işinizi sağlama almak adına çamaşırlarınızı naylon torbaya koyabilirsiniz. Ara kampta kuru elbiseler size ikinci gün için iyi bir mola imkanı sunarken moralinizi de düzeltir. Eğer yanınıza tuvalet kağıdı aldıysanız bunu da mutlaka torbaya koyun ve selametinden emin olun
Fakat bir dahaki yarışma adına biz iki üç paket selpak mendil götürmeye karar verdik, bu da iyi bir alternatif. Son olarak zaman kaybetmemek için yağmurluklarınızı hemen uzanabileceğiniz bir yerde saklamanızı tavsiye ederim.
Yemek konusunda da bir şeyler söyleyip yazımı bitirmek istiyorum. Cam kavanoz veya metal teneke içinde yemek götürmemek akıllıca olacaktır. Mümkün olduğunca kalorili yiyecekler götürün. Eğer sandviç yaptıysanız arasına sadece peynir koymanız yeterli. Domates veya salatalık daha kolay küflenmesine sebep olur. Kuru yemiş, özellikle tuzlu fıstık eksik edilmemeli. Eğer midenizden herhangi bir rahatsızlığınız yok ise yarış esnasında bal müthiş bir enerji kaynağı ve çok çabuk etki ediyor. Cevizli sucuk ve helva ise önemli nimetler
Umarım yazdıklarım hazırlık aşamasında biraz yardımcı olabilir. Daha önce katılan insanlarla ne kadar fikir alışverişi yaparsanız sizin için o kadar karlı olacaktır. Yarışmaya gitmeden önce bir her şeyi içeren bir liste hazırlayın ve eksik olmadan ana kampa gittiğinize emin olun. Sağlık raporunu evde unutmanız tecrübe ile tavsiye edilmez
Bol şans dilerim
Entry Filed under: Uncategorized. Tags: 2009, anadolu dag maratonu, bolu, cadir, dask, dask-adam, harita, maraton, navigasyon, orienteering, tulum.
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed