Evdeki Laiklik, Komşudaki Laiklik
January 19, 2008
İlk olarak ntvmsnbc.com ‘da okuduğum bir haberle başlamak istiyorum. “İstanbul Barosu: Eğitim Türbansız Olmalı” başlıklı haber şöyle devam ediyor. “Türban tartışmalarına katılan İstanbul Barosu, ‘eğitimin türbansız sürdürülmesinin laiklik açısından bir zorunluluk olduğunu’ savundu. … Okullara türbanla girilmesinin laiklik ilkesini yaralayacağını savunan Baro açıklamasında, ‘Laiklik ilkesi zedelendiği takdirde ulus bütünlüğü de bozulacak ve toplumsal huzursuzluklar ortaya çıkacaktır’ denildi.”
“’Dünyanın neresinde böyle bir yasak var’ diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eksik bilgilendirildiğini vurgulayan Baro, Almanya ve Fransa’da okullara türbanla girmenin yasak olduğunu hatırlattı.”
Şimdi Tayyip yasağı kaldıracağından ya da kaldırmak istediğinden böyle konuşmuyor. “Ben kaldıracaktım da, olmadı, kaldırtmadılar…” diyebilmek onun için yeter! Zaten gerçek anlamda en az diğer işbirlikçiler kadar “işbirlikçi” olduğunu biliyorum. Eğer şaşar da yarın bir gün gerçekten kaldırırsa da yasağı, inanmayacağım. Kesinlikle altından bir çıkarı olacaktır. Bu körük medya, AKP’nin CHP ile yaptığı kayıkçı kavgasını kesim dedikleri insanları çatıştırmak için bile kullanabilir. Her iki parti de bundan güç sağlayacaktır ki gene birine kızan ötekine oy verecek, tekel kurulmuş olacaktır. Yaptıkları aslında kayıkçı kavgasından ziyade cambazı göstermektir.
Laikliğe dönecek olursak, atam.gov.tr (Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı) ’den laikliğin tanımına baktığımda “laik” kelimesinin hepimizin bildiği üzere yabancı bir kelime olduğunu gördüm. Araştırma merkezi bunu gayet güzel açıklamış. İlkokul yıllarımda laikliğin tam olarak ne olduğunu bilmediğim aklıma geldi. Ortaokul arkadaşlarım 29 Ekim kutlamalarında “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırdıktan sonra Türkçe öğretmenim laiklik nedir diye sormuştu, bilmiyorlardı. Esip gürlemeye ufaklıktan başlıyoruz ama çocukken de yetişkinken de değişmiyor, körü körüne gidiyoruz.
Bildiğim kadarıyla dünya üzerinde anayasasında Laiklik kelimesi geçen iki ülke Fransa ve Türkiye. Pek çok ülke devletin dinini belirtmiş anayasasında. Orta ve Güney Amerika ülkeleri, pek çok Müslüman ülke ve Avrupa’da başta İngiltere… İngiltere devletin dininin Protestan Kilisesi olduğunu ama diğer din mensuplarının da aynı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu belirmiştir. Bu İngiltere ki kendi toprağında türban ile üniversiteye gidemeyen vatandaşlarımızı devlet okullarına kabul eden Hıristiyan bir ülke! Türkiye’de türbanlı olduğu için okula alınmayıp da diğer bir Hıristiyan ülke Avusturya’ya giden vatandaşlarımızın haberlerini çok gördük…
Şimdi baro bana çıkmış da anayasa, hak hukuk diye zırvalarsa küfrederim ve küfretmeye hakkım var. Hem küfrederim hem de medeni kanunu aldığımız İsviçre anayasasında “Devlet halkın dini inancına ters öğretimde bulunamaz” maddesini hatırlatırım!
Anlamını dahi bilmediğimiz bir kelimenin üzerinden ne isterlerse yaptırmaya çalışıyorlar. Bu adamlar sapkın. Zamanında cebinde takke taşıdığı ya da sadece Cuma Namazına gittiği için memurlar hakkında soruşturma açan zihniyetten başka ne beklenebilir! Laiklik adı altında ateistliği veriyorlar şerbet niyetine de biz safların haberi olmuyor. Şimdi anlatsan bir şeyi, hoşuna gitse bu arkadaşların karar alıp yapacak olsalar sonra da desen ki bak bu şu dinde var iptal ederler. Beyinleri hasta bunların. Türbanlı öğrenciyi okutmamayı bırak, çocuğunun mezuniyet törenine gelen anneyi bile okula almıyorlar. Türban takmak bu mutluluktan mahrum kalmayı gerektiriyor mu? Elbette ki küfretmeye hakkım var, kavga etmeye de…
Nasıl ki ben bir Müslüman olarak başkasını zorlayamazsam bu hasta beyinler de beni zorlayamaz. Madem istemiyorsun türbanı, yanlış bir şey, insanlar cahilliklerinden yapıyor bunu al sana silah! Üniversiteye giden kızı eğit; ama yıkama beynini, kendin gibi yoksullaştırma, anlat görüşünü. Madem iyi olan güzel olan seninki, seçsin özgür iradesiyle. Aydın olan sizlersiniz ya zorbalıkla değil de güzellikle yapın, hazır fırsatınız da varken. Varsa güzel bir yanı yaptığınızın anlatın… Aslında baronun kararı da çok saçma, gerçi türban üstüne genel kanı öyle. İnsanlar birbirine tarafsız yaklaşamıyormuş! O zaman tek tip kıyafet yapalım, herkes türbanlı olsun, tarafsızlık olsun? Tarafsızlık için yaptığımı söylesem haklı olur muyum? Bırak o zaman herkes istediğini giysin.
Entry Filed under: Uncategorized. .
1 Comment Add your own
Leave a Comment
Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed
1.
x | February 1, 2008 at 2:02 am
Musafa Kemal’in de 1924 anayasasin’da devletin dinini İslam olarak bildirdigini, 1928 de ise bu maddeyi ‘laik’ olarak degistirdigini hatirlatalim…