FishCard İstiyoruz!
Akbank ve Boyner Holding’in yeni kredi kartı FishCard harika bir reklam ile tanıtılıyor. Reklamı izlemeyeniniz yoktur herhalde. Başarılı olduğu kesin. Başarılı olmanın yanında pek de duygusal hatta arabesk diyebileceğimiz kadar. Reklam hakkında kimle konuştuysam tepkileri ortaktı. Herkes bir ağlamaklı olmuş… Anlaşılan o ki herkes erteliyor hayallerini.
Reklam çok şey anlatıyor aslında. Hepimizin ortak hayalleri var ve çok açık ki bunları erteliyoruz. Motorsiklet, dünya turu, tatlı bir köpek… Bunları istemeyen yoktur (bayanların ne dediklerini duyuyor gibiyim).
Fakat hayallerimizi çok küçük yaşta bırakıyoruz. Hayatın gerçekleri tam bir tokat gibi iniyor insanın suratına ve artık hayallerin suretinden bile korkar oluyoruz. Öyle bir kalıp var ki bize zorlatılan, dayatılan, hergün medya ile hatta devlet eli ile aşılanan.
Düşünün ki bir ufak çocuk var. Babasının motorsikletine binip hayaller kuruyor. Ağzı ile sesler çıkarıyor, direksiyon ile oynuyor. Halbuki altındaki uçan teneke. O uçan teneke bir anda uzay gemisi oluveriyor. Uzayda yaşıyor çocuk sanki. Jüpiter’e doğru inişe geçerken Samanyolu sağda kalıyor. Uzay korsanlarına karşı yanında Turist Ömer ile savaş veriyor. O çocuk orada tüm insanlığa faydalı olmayı düşlüyor. İşte o günden sonra süper kahraman olmak istiyor.
Add comment September 30, 2008
Süt Uyku da Kaçırır!
İki gecedir, 1 lt süt içiyorum. Fitness için kalsiyum gerekiyormuş öğrendim ve suyunu çıkardım işin. Normalde bir kaşık yoğurt veya bir bardak süt ile camış gibi uyuyabilen ben iki gecedir uyku halinden pek bir uzağım. Bu gece de uyuyamadım kalktım internetten biraz araştırma yaptım. Kalsiyumun fazlası uykuyu kaçırabiliyormuş. Her ne kadar süt ile laktik asit alsa da vücud bu sebepten dolayı uykuyu da kaçırabiliyormuş. Sınav zamanları içtiğim çok kahveden farkı yok. Gözlerim kapanmak istiyor ama bir şekilde açık kalıyorlar, bilmediğim bir sebepten dolayı. Final zamanı bir de sütü deneyeceğim…
Yalnız ertesi güne çok pis uyku yapıyor melet aklınıza olsun. 12 saat uyudum gene kendime gelemedim, üstüne bütün gün de uykum vardı. Kalsiyumcuklarımız o saatlerde işlerini bitirmiş uyumak istiyorlar. Derslerde kafam hep öne düştü, bazen öyle de kaldı..
Bütün suç sütte de değil gerçi. Bu gece uyutmayan yalnızca o değil…
Add comment April 3, 2008
Mutlu Ol. Bu Bir Emirdir!
Yasaklar ve otoriteye karşı tatlı sert, alaycı bir Sinan Çetin kısa filmi. Film 1934 yılında geçen bir hikayeyi anlatıyor. Esas konu ise o yıllarda dönem hükümetin radyolarda Türk müziğinini yasaklaması. Yerine ise Avrupa müziklerini zorlaması. Pek çoğumuzun masum bir yasa sandığı şapka kanunu gibi Avrupa’dan gelen modern ve aydın yaşam tarzı ya da bilmediğimiz başka bir şey… Özellikle filmde geçen “-Sazla batı oluğ mu lan?” bana “başörtüsü ile laiklik olur mu?”yu hatırlattı. Film bir kez daha göstermiş ki insanların kültürüne ve yaşam tarzına karışan devlet gerçekten tuhaf durumlara düşüyor, eziliyor, küçülüyor…
Add comment March 29, 2008
Sünger Bob Kare Pantolon!
Bir 11 Mart daha… Bu seferki biraz değişik oldu ama… Ömrümün yaklaşık olarak üçte biri bu gece bitti… 01-06 gece nöbetimi düşünüyordum ki hayatımın ilk süpriz doğumgünü partisi çıkageldi… En güzel doğum günümdü… Hediyem ise görünürde Sünger Bob’du. Tabii ki esas hediye baska… Çok teşekkür ederim… Ne kadar teşekkür etsem azdır…
Add comment March 11, 2008
Mutlu Yıllar!
Mutlu yıllar efendim herkese! İlk defa evden uzakta gireceğim yeni yıla, ama burası da evim gibi oldu artık. Ben mutlu gireceğim inşallah yeni yıla… Umarım herkes benden çok daha fazla mutlu olur. Nice mutlu senelere!
Add comment December 31, 2007
Tangled Up In Plaid – Queens of The Stone Age
I slipped
Didn’t mean
Didn’t mean to do it that way
But I blew in on a whim, gone tomorrow
(shit) I’m gone todayCome, lets play along
And let each other lose
A win would cause an alarm
Don’t matter to me
Don’t matter to youI could keep you all for myself
I know you gotta be free
So free yourself
I could keep you all for myself
I know you gotta be free
So free yourself
Add comment December 29, 2007
Yıkılmayan Adam
Fazla söze gerek yok, gecenin köründe oda arkadaşlarımla gülmekten yarıldım. Onlarca defa izledim ama hala her izlediğimde gülüyorum… Karşınızda Yıkılmayan Adam, Cüneyt Arkın…
Add comment November 30, 2007
Geyik
Bugün can sıkıntısından google’da kendi adımı arattım. Bir sonuç çok ilgimi çekti. Flickr fotoğraflarını taglara göre listelemisler… İyi bir gülesim geldi…
Add comment October 20, 2007
Local Strangers – Dolapdere Big Gang
Çoğunluğu Dolapdereli olan sekiz müzisyen darbuka, keman, ud gibi türk çalgılarını kullanarak ünlü pop ve rock şarkılarını yeniden düzenlemişler… Sonuç mükemmel! Billy Jean, Englishman in New York, La Isla Bonita, Smoke on The Water… Hepsi harika! Arşivimdeki “A Tribute To Smoke On The Water (2006)” adlı albumden Metallica, Deep Purple, Iron Madien gibi gruplar tarafından yapılmış 16 adet Smoke on The Water dinledim ama hiç biri bizimkilerin yaptığı kadar güzel değildi. Sanırım yakınlarda yeni albümleri çıkacakmış, bekliyoruz! Aşağıda Smoke on The Water ve La Isla Bonita isimli parçaları var.
Add comment October 5, 2007
Ankara Güzeldir…
Hazırlık maceramdan sonra tekrar Ankara’ya iniş yaptım. Bu sefer gerçek üniversite hayatını, final zamanlarıyla birlikte, yaşamanın zamanı geldi. Okula hiç bu kadar hevesli geldiğimi hatırlamıyorum. Bolüme geçmiş olmanın -profu atlatmanın- verdiği mutluluk bir yandan, uzuun yaz tatili boyunca bekledikten sonra bu uzuun bekleyişin karşılığını almak bir yandan aklım bir karış havada desem yeridir. Hayatımda eksik olan, eksik olmadığında külfet olan şeylerin yerine gayet insani, sıcak şeyler geldi… Umarım Math119(calculus) karşıma çıktığında da bu kadar mutlu olabilirim… Olurum yav
Add comment September 18, 2007
Goran Bregovic – Ederlezi
İnsan her dinlediğinde değişik hissediyor. Şarkının ne hakkında olduğuna baktım biraz ama tam bir çeviri bulmak mümkün olmadı. Nitekim srpski-hrvatski ve bosniak’a tamamen hakim ek$i sozluk yazarimiz “cheja” dahi çeviri yapamamış. Fakat söylediğine göre teması hıdırellez olan bu şarkıda tüm romalıların babasından (o roma, babo) ve atalarından, onlara sunulan bir takım adaklardan, yoksulluktan ve şeytandan bahsediliyormuş. Gene internetten yaptığım araştırmalarda gördüm ki şarkının pek çok versiyonu mevcut. Aşağıda Times Of Gypsys soundtrack albümündeki versiyonu var.
Add comment August 17, 2007